Rabiatü’l-Adeviyye ve Hama


Rabiatü’l-Adeviyye ve Hama

Ruh, beden hapishanesinden çıkar, Ramazan boyu Bedir’de melekler, Uhud’la şehidler, Hendek’te “sabâ rüzgarı” ile yek vücut olur. Sokak sokak, meydan meydan mücahitler, murabıtlar ve musallilerle saf tutar. Sincan’da gözleri dolar, Hama’da cihad eder, Rabiatü’l-Adeviyye’de, “Sisi Sisi, Mürsi Reisî/Sisi Sisi, Reis Mursi” diye haykırır.
Ruh, gün ağarıp mukabele meclisleri kurulduğunda, kuşluk vaktinde, ikindi sonrasında, seherde her ayette, her surede nebilere, sıddıklara, şehidlere ders arkadaşı olur. Patani’de, namlular alnına doğrultulduğunda Hz. Musa direniş güncesinden fasıllar okur ona. Firavun bütün birlikleriyle Müslümanlara savaş açtığında bir “asa” ile nasıl ayakta kaldığını, nasıl zulme direndiğini sonrasında ise yeryüzü kuvvetlerinin hükümsüzlüğünü ilan edebilme adına aynı “asa” ile sihri nasıl imha ettiğini, denizi nasıl yardığını, Tih vadisinde taşı yarıp on iki pınar çıkardığını tahkiye eder.
Savaş aletlerinin Müslüman mahallelerinde ölüm kustuğu, korkunun, umutlar üzerine bir kezzab gibi döküldüğü Hama’da, Hz. Musa Firavun’a meydan okuduğu günlerden bahisler anlatır ve mazlumlara, “Tereddüde mahal yok, iman ve tevekkülünüz tam olsun. Bir asa bulun, sistemi yıkacak bir asa. Sonrasında ise sabırla, direnişe devam edin. Harun’la benim duam kabul olduktan tam kırk yıl sonra Firavun denizde boğulmuştu.” diyerek sözlerine bir ara noktası koyar.
Bir tarafta modern dönem ölüm aletleri, diğer tarafta ise Asayı Musa ve Musa’nın nasihatleri. Manzara, İslam’ın dönüşünün ölüm aletleriyle değil, Allah’ın nusretine muhatab olan şahadete tutkulu ruhlarla olacağını göstermekte. Belki hiç beklenmedik bir anda, belki de hiç hesap edilmedik bir zamanda.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Makam Sevdası

Dünyada'ki gizemli ve ilginç yapıtlar

UYANIŞ ÇAĞINDAN DİRİLİŞ ÇAĞINA