UYANIŞ ÇAĞINDAN DİRİLİŞ ÇAĞINA
Uyanış Çağından Diriliş Çağına
Mütefekkir âlimler, bütün
engellemelere rağmen İngiliz sisteminin kavşak memuru olan ilim ajanlarına
karşı yer yer büyük muvaffakiyetlere nail oldu. Hindistan’da Delhi’nin
Diyobend kasabasında bir nar ağacının altında başlayan ilk dersle
kurulan Diyobendi Medresesi büyük fakih ve muhaddisler
yetiştirdi. Onlarla ilim-irfan yeniden derinlik kazandı. Enver Şah
Keşmirî, Eşref Ali, Zafer Osman Tânevi gibi allameler telifleriyle
İslam’ın her asrın, her nevi sorunu çözecek ilmî ve fikrî müktesebata sahip
olduğunu gösterdi. İnşa damarı canlandı; Hadis
mecmuaları zamanın ihtiyaçlarını çözecek şekilde yeniden şerh edildi.
Ali Haydar Efendi, tasavvuf
ehramının ilim, amel, cihad ve ihlas sütunları üzerine bina edildiğini
anlattı. Şeyhulislam Mustafa Sabri, gerek müsteşrik gerekse de
mustağrib cephesinde üretilen her nevi şüpheyi giderdi. İmam Zahid
Kevserî, kaleme aldığı eserleriyle İslam medeniyetinin uydurma
rivayetlerle sarsılamayacağını gösterdi. Bediuzzaman inkâr seli
önünde Risalelerle muhkem bir bend inşa eti. Şehidu’l-İslam Hasan
el-Benna, “Gayemiz Allah Azze ve
Celle, düsturumuz Kur’an-ı Kerîm, komutanımız Allah Resulü” diyerek
ulus vadilerine savrulan İslam ümmetini yeniden aynı merkezde, aynı sancak
altında toplanmaya çağırdı. Ebu’l-Hasan Ali en-Nedvî, “Müslümanların gerilemesiyle dünya neler
kaybetti” başlığı
altında, ümmetin tekrar nasıl İslam’a döneceğini anlattı. Üstad Necip
Fazıl, İslamî tefekkürün esaslarını güncelledi, Batıyla mücadelenin nasıl
olması gerektiğini resmetti.
İngiliz merkezli Batı cephesi
için bu çok yönlü İslami hamle beklenmedik bir gelişmeydi. Bu yüzden yeni durum
karşısında istedikleri çapta yeni stratejiler geliştiremediler.
Ümmet onlarca yıl önce büyük
ruhlu alim ve mütefekkirlerin himmetiyle uyanış çağına girdi. Eğer içerde, Batı cephesinin gönüllü
işbirlikçileri tarafından yönetilecek bir teslimiyet hamlesi olmazsa yakında
uyanış çağı, yerini diriliş çağına bırakacaktır.

Yorumlar
Yorum Gönder