Kayıtlar

Dünyada'ki gizemli ve ilginç yapıtlar

Resim
Ünlü "Kiev Kozmonotu" Bu heykelcik Avrupa'da bulunan " uzay adamı " özelliklerini gösteren tek buluntudur. Yaşı çok eskidir. Tarih öncesine ait küçük Japon heykelcikleri Yakalarında civata taşıyan bu heykelcikler bir tür uzay başlığı ve elbisesi taşımaktadır. Hatta bunlardan biri çok büyük gözlük takmaktadır. Sanki güneş ışığından korunmak ister gibi. 1895 yılında İrlanda'da Dyer tarafından mineral araştırmaları sırasında bulunan bir dev fosili.  Boyunun karşılaştırılması amacıyla bir tren vagonunun önüne koyulmuştur. Yüksekliği 3 metre 70 santimetre ve ağırlığı 2050 kg.dır.(taşlaşmış olduğu için daha ağır geliyor herhalde) Sağ ayağı 6 parmaklıdır. Ancak daha sonra bu dev fosiline ve sahibine ne olduğunu kimse bilmiyor. 1100 yıl önce inşa edilen katedralde astronot şekli İspanya'nın Salamanca bölgesinde 1102 yılında inşa edilen görkemli Ieronimus Katedrali'nde, mitsel figürlerin yanın bu astronot figürü bulundu Kafaları karışt...

Rabiatü’l-Adeviyye ve Hama

Resim
Rabiatü’l-Adeviyye ve Hama Ruh, beden hapishanesinden çıkar, Ramazan boyu Bedir’de melekler, Uhud’la şehidler, Hendek’te “sabâ rüzgarı” ile yek vücut olur. Sokak sokak, meydan meydan mücahitler, murabıtlar ve musallilerle saf tutar. Sincan’da gözleri dolar, Hama’da cihad eder, Rabiatü’l-Adeviyye’de,  “Sisi Sisi, Mürsi Reisî/Sisi Sisi, Reis Mursi”  diye haykırır. Ruh,  gün ağarıp mukabele meclisleri kurulduğunda, kuşluk vaktinde, ikindi sonrasında, seherde her ayette, her surede nebilere, sıddıklara, şehidlere ders arkadaşı olur. Patani’de, namlular alnına doğrultulduğunda Hz. Musa direniş güncesinden fasıllar okur ona. Firavun bütün birlikleriyle Müslümanlara savaş açtığında bir “asa” ile nasıl ayakta kaldığını, nasıl zulme direndiğini sonrasında ise yeryüzü kuvvetlerinin hükümsüzlüğünü ilan edebilme adına aynı “asa” ile sihri nasıl imha ettiğini, denizi nasıl yardığını, Tih vadisinde taşı yarıp on iki pınar çıkardığını tahkiye eder. Savaş aletl...

Makam Sevdası

Resim
Makam Sevdası Her din ve ideolojinin kendi çapında kanaat önderleri vardır. Onlar, nüfuzlarını kullanarak insanlar üzerinde baskı kurarlar. Mevkilerini kaybetmemek için de yanlış olduğunu bildikleri birçok meseleyi hakikat zarfı içerisinde sunarlar. Yahudiler’in âlimleri  Hz. Resulullah’ı   “Öz oğullarını tanıdıkları gibi tanımalarına” 5  rağmen makamlarını korumak ve tebaalarını kaybetmemek için  O’nun (s.a.v.)  Tevrat’taki sıfatlarını zıtlarıyla değiştirdiler. İnsanlar sorunca da değiştirdikleri sıfatları gösterdiler. 6 Tarih , iman zafiyeti yaşayan birçok müellifin makam sevgisiyle hakikati çarpıttığına tanıklık etmiştir. Yahudiler Tevrat’ı, Hıristiyanlar İncil’i menfaatlerinin devam ve bekası için değiştirdiler.  Abdullah b. Übeyy b. Selül  zihniyetiyle aynı ameliyeyi Kur’an’a da tatbik etmek istediler. Fakat Kur’an’ın  “Mushaf”  haline getirilmesi fiili tahrife mani oldu. Onlar da te’vil yoluyla tahrifi denediler. Ve net...

İLK HEDEFİNİZ KUDÜS

Resim
İLK HEDEFİNİZ KUDÜS Kudüs’te saflar belli. İslam’la küfrün mücadelesinde sokaklar gibi, evler de taraf. Ramazan boyu her gece balkonlarda yanan lambalar/rengarenk ışıklar, o evin İslam toprağı olduğunu ve bir gün mutlaka hürriyetine kavuşacağını ilan eden bir bayrak, bir sancak gibi umut veriyor tutsak yüreklere. Belki de Mescid-i Aksa direniş ruhunu, evinin elektrik parasını ödemekten aciz olduğu halde, Ramazan hürmetine sabahlara kadar balkonunda ışık yakan bu insanlardan alıyor. Kudüs’teki balkonlarla, Anadolu’daki kandiller arasında derin bir bağ var. Her ikisi de mübarek anlara, “Hoş geldin! Gelmekle ne iyi ettin Ey Mübarek Gece! Ey Şehr-i Ramazan!” demekte. Bu yüzden hâlâ Kudüs sokakları Anadolu’yu, Anadolu da Küdüs’ü hatırlatır insana. Bir farkla ki, çocuklar mübarek geceleri fark etsin ve camiye koşsun diye yakılan kandillerin biz de yalnızca adı, orada ise bizzat kendisi var. Kadim zamanlardan farkı ise kandiller yağla değil, elektrikle yanıyor. “Âlem-i İslâm içeris...

ALLAH BİZE YETER !

Resim
ALLAH BİZE YETER ! Ramazan boyu gazeteler, televizyonlar ümmeti tedirgin edecek haberler yaptı. Ajanslar yalanları, doğru diye servis etti.   Analistler, stratejistler   bunları esas alıp konuştu. Yeni katliamlar planlandı. Taksim’deki ayyaş meclislerini, aşüfte çadırlarını,   “mazlumların karargahı”   olarak gösteren CNN ve BBC Mısır’daki katliamları “çatışma” diye verdi. ABD, cunta ittifakı belgelendi, Pentagon’un savaş gemileri Mısır açıklarında konuşlandı. Suud, efendilerinin talimatları doğrultusunda müştemilat devletlerle cuntacılara on iki milyar dolar yardım yaptı. İslam coğrafyasındaki kuşatma her gün daha da daraldı. İstanbul’da tencereciler, Kahire’de Sisi, Riyad’ta Kral, emperyalist planlara sadakat yemini yaptı. Ez cümle küfrün gönüllü işbirlikçileri hatırı sayılır bir güce ulaştı. Medyanın,   “Tağutlar size karşı büyük bir ordu hazırladı, geri çekilin”   yönündeki haber niteliğindeki telkinleri, Müslümanların imanlarını artırdı ve ...

ŞEHADET GÖKYÜZÜNDE İCAZET

Resim
ŞEHADET GÖKYÜZÜNDE İCAZET Gecenin geç saatlerinde göklerin kapısı açıldı. “Sürgünler ülkesinden gelen var.” dendi. Hazırlık yapıldı. Belki de   Sa’d b. Muaz (radiyallahu anh)’da   olduğu gibi yine arş titredi. Yine bir şehrayindi; sıddıklar, şehitler, namsız ve nişansız veliler karşılama yapacaktı. Hepimiz her an çağrılma hazırlığı içerisinde beklerken ötelerden “Mustafa” diye seslenildi. En hazır onu gördüler, nicesinin arasından seçip götürdüler.   el-Hükmü lillah’ı   (hüküm yalnız Allah’ındır.) vird edinmenin ya da   “inna lillahi ve inna ileyhi raciûn”   demenin ötesinde ne yapabiliriz ki? Ne garib bir hal… Biz, ağyar gibi “vâ hüznâ” derken; sen,   Bilal b. Rebah (radiyallahu anh)   gibi “vâ darabâ” diyerek gittin. Evet dün gece gökyüzünde hazırlık vardı:   “Bu gelen kudemadan Nevevî’nin, Beydâvî’nin, Merginanî’nin ve dahasının öğrencisi.”   dediler. Melekler Mustafa’nın yeryüzü hikayeni incelediler:   “Üç yıl önces...

İSTANBUL'UN FETHİ

Resim
İSTANBUL’UN FETHİ (29 Mayıs) Doğu Roma İmparatorluğu'nun (Bizans) başkenti Constantinopolis, 29 Mayıs 1453 tarihinde Osmanlı Padişahı II. Mehmed önderliğindeki Osmanlı Ordusu tarafından feth edilmiştir. Bu fetihle birlikte Osmanlı Devleti İmparatorluk olmuş, tarihteki en önemli devletlerden biri olan Doğu Roma İmparatorluğu sona ermiştir. İstanbul'un Fethi ile 21 yaşında olan yedinci Osmanlı Padişahı II. Mehmed, “Fatih” unvanını da alarak Fatih Sultan Mehmed olarak anılır. Erken yaşına rağmen askeri ve idari alanda büyük hamleler başaracak olgunluğa sahip askeri dehasıyla cihana hükmeden Padişah II. Mehmed, İstanbul'u almak için hazırlıklara başlar. Bunun için içeride ve dışarıda birtakım önlemler alarak stratejik hareketlerde bulunur. Bu hazırlıklardan sonra İstanbul Kuşatması başlatılır. Fatih Sultan Mehmet , İstanbul’un çevresini Osmanlı topraklarına katmıştı. Sıra İstanbul’a gelmişti. Fatih uzun süren bir   hazırlığa   girişti. Büyük toplar döktürdü. Anad...